Girişimsel Radyolog/Nöroradyolog Doç. Dr. Başar Sarıkaya

  • +90 216 578 40 00
  • drbasarsarikaya@superonline.com
  • EN
Doç. Dr. Başar Sarıkaya Yeditepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda görevini Koşuyolu İhtisas Hastanesi'nde devam ettirmektedir. Randevu ve ayrıntılı bilgi için: 0 216 578 5393 no'lu telefondan girişimsel radyoloji koordinatörlüğüne ulaşabilirsiniz.
GİRİŞİMSEL ONKOLOJİ

GİRİŞİMSEL ONKOLOJİGİRİŞİMSEL ONKOLOJİ

Girişimsel onkoloji, son yıllarda girişimsel radyolojinin gittikçe önem kazanan bir yan branşı haline gelmiştir. Girişimsel radyolojinin bu dalıyla ilgilenen hekimler, tanı, tedavi, palyasyon gibi alanlarda oldukça önemli açılımlar getirmektedirler.

Tanı aşamasında günümüzde oldukça kıymetli hale gelmiş patolojik tanı (doku tanısı) elde etmenin en kolay ve güvenilir yollarından birisi görüntüleme eşliğinde yapılan biyopsilerdir. Genel anestezi gerektirmeyen ve çoğunlukla ayaktan uygulanabilen bu işlemler sırasında girişimsel radyolog ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, floroskopi (X-ışını) cihazı veya manyetik rezonans gibi modalitelerden yararlanarak minimal invaziv olacak şekilde en uygun lezyondan tanı için gerekli lezyonu elde edebilir. Çoğu zaman tıbbi konsey kararı ile biyopsi endikasyonu belirlenirken, çoğu merkezde elde edilen dokuyu veya örneği inceleyecek olan patoloji hekimi de odada hazır bulunarak örneğin yeterliliği konusunda görüş beyan ederek, gereksiz yere fazladan örnek alınmasını veya yetersiz örnek alınması gibi riskleri en aza indirmektedir. Bu yönüyle bu tip işlemler ancak multidisipliner dediğimiz, birden çok branşın katkısıyla ancak, belli bir düzeyde güvenle uygulanabilir.

Girişimsel radyoloğun kanser hastalıklarındaki rolü elbette bununla sınırlı değildir. Kemoterapi amacıyla kullanılan ilaçların dokuya kaçması (ekstravazasyon) ciddi sorunlara yol açabileceği gibi, uzun dönem kullanımları da yine kol bölgesindeki damarlarda hasarlanmalara ve bu damarların tekrar kullanılamasına yol açarak zaten güçlüklerle dolu bir süreci daha da zorlaştırmaktadır. İşte bu nedenle, artık pekçok merkezde kemoterapi artık santral toplardamarlar yolu ile (kalbe daha yakın damarlardan) kullanılmaktadır. Bu amaçla port diye adlandırılan bir hazne (rezervuar) ve kateterden oluşan tıbbi cihaz göğüste cilt altına yerleştirilerek ilaçların direk bu hazne ve kateter yolu ile damara verilmesi sağlanmaktadır. Uzun yıllar boyunca rahatlıkla ciltaltında kalarak hasta için müthiş bir konfor sağlayan port yerleştirilmesi işlemi mini bir cerrahi olmasına karşın, ultrasonografi ve floroskopi kullanılarak gereçekleştirildiğinden yine en çok girişimsel radyologlar tarafından uygulanmaktadır. Portun yanı sıra daha kısa süreli gereksinimlerde PICC veya Hickman kateteri de yine santral venöz ulaşım amacıyla kullanılabilir ve bu kateterler tercih edildiğinde de yerleştirme işlemi yine çoğunlukla girişimsel radyolog tarafından gerçekleştirilmektedir.

Onkoloji hastalarında bölgesel tedavi yöntemleri başlı başlına ayrı altbaşlıklarla yazıları gerektirmektedir. Ama kısaca belirtmek gerekirse bu tedavi yöntemlerini daha çok perkütan termal (ısı ile) ablasyon veya intraarteriyal tedaviler (kemoembolizasyon veya radyoembolizasyon) olarak ikiye ayırmak gerekir.