Girişimsel Radyolog/Nöroradyolog Doç. Dr. Başar Sarıkaya

  • +90 216 578 40 00
  • drbasarsarikaya@superonline.com
  • EN
Doç. Dr. Başar Sarıkaya Yeditepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda görevini Koşuyolu İhtisas Hastanesi'nde devam ettirmektedir. Randevu ve ayrıntılı bilgi için: 0 216 578 5393 no'lu telefondan girişimsel radyoloji koordinatörlüğüne ulaşabilirsiniz.
Serebral Anevrizmalar

Serebral AnevrizmalarSerebral Anevrizmalar

Anevrizma Nedir? Beyin anevrizması nedir? Neden olur? Hangi problemlere yol açabilir?
 
Anevrizma nedir?

Atardamarlardaki genişlemelere genel olarak anevrizma adı verilir. Beyindeki atardamarlar veya aort adını verdiğimiz ana atardamardaki anevrizmalar, en sık karşılaştığımız yerlerdir. Ama vücuttaki her atardamarda teorik olarak anevrizma gelişmesi mümkündür. Örnek olarak karaciğer veya dalağı besleyen atardamarlar, böbrek atardamarı veya popliteal arter adı verilen diz arkasındaki atardamar anevrizmaların görübildiği diğer damar sistemleridir.

Anevrizmanın kaç tipi vardır?
Bu genişleme bir baloncuk şeklindeyse-örnek olarak damarın ikiye ayrıldığı noktalarda ve beyin atardamarlarında görülenler çoğunlukla bu şekildedir- bu anevrizmalara “kese şekilli” anlamına gelen “sakküler” adı verilir. Sakküler anevrizmalar beyindeki anevrizmaların en sık görülen formudur. Boyutları bir mercimek tanesi büyüklüğünden, ceviz büyüklüğüne hatta daha büyük boyutlara ulaşabilir.
“Fuziform anevrizmalar” ise damardaki iğ şeklindeki (mekik şekilli) genişlemelerdir. Sakküler veya kese şekilli anevrizmalara kıyasla beyinde daha nadir görülürler
.Serebral Anevrizmalar
Anevrizmalar boyutlarına göre de sınıflandırılırlar. Buna göre 10 mm’nin altı küçük, 11-25 mm arası büyük ve 25 mm üzeri dev anevrizmalar olarak adlandırılır (50 mm’nin üzerine ise “süper dev” denebilir). Bir de 3 mm’nin altındaki anevrizmalar vardır ki bunlar da nispeten yeni bir kategori olan “çok küçük” sınıfında yer alırlar. Tüm bu sınıflamalar bilimsel çalışmalarda elde edilen sonuçların daha kolay yorumlanabilmesi amacıyla yapılmıştır.

Anevrizmalar hangi sebeplerden gelişirler, kimlerde daha sıktır?

Anevrizmalar “konjenital” yani doğuştan damar duvarındaki bir zayıflık sonucu gelişirler. Polikistik böbrek hastalığı, konnektif doku hastalıkları ve arteriovenöz malformasyon (damar yumakları) varlığı gibi durumlarda görülme sıklıkları artar.
Anevrizmaya yol açan diğer nedenler arasında travma veya yaralanmalar, enfeksiyon, ateroskleroz (damar sertliği), yüksek tansiyon, sigara ve uyuşturucu madde kullanımı sayılabilir.
Anevrizmaların görülme sıklığı erişkinlerde çocuklara kıyasla daha fazladır. Kadınlarda erkeklere kıyasla biraz daha fazla görülür. Polikistik böbrek hastalığı gibi bazı kalıtımsal rahatsızlıklara sahip kişilerde de daha fazla görülür.
 
Anevrizmalar hangi yakınmalara yol açar?

En korktuğumuz yakınma anevrizmanın yırtılmasıdır (diğer bir tabirle “patlamasıdır”). Anevrizma duvarı damarın diğer kesimlerine kıyasla ince bir zar halinde olduğundan normal damara kıyasla yırtılma ihtimali vardır. Bu durumda hızla damar dışına çıkan kan, sıklıkla beyin ile beyin zarları arasında birikir. “Subaraknoid kanama” adı verilen bu durumda hasta daha önce hiç hissetmediği kadar şiddetli bir başağrısı duyabilir. Bölgesel olarak beyinin bazı önemli merkezlerine bası uygular boyuta ulaştığında ise kol veya bacakta kuvvet kaybı, görme problemleri, veya konuşma fonksiyonlarının kaybı görülebilir. Kanamanın miktarına ve şiddetine göre kafa içi basıncı artacağından buna bağlı uykululuk hali, bilinç değişiklikleri veya tam bir bilinç kaybı da gelişebilir. Kanama, bilinç kaybına bağlı olarak yaşamsal alanların etkilenmesine sonucu, bir sağlık merkezine ulaşamadan hasta kaybedilebilir. Maalesef ki tüm imkanlara rağmen Batı istatistiklerine göre anevrizmaya bağlı kanama geçiren hastaların %10’u bir sağlık merkezine ulaşamadan hayatlarını kaybetmektedirler. %25’i ise ilk 24 saatte kaybedilmektedir. Hastanın hastane tedavi sürecinde nasıl bir sonuçla karşılaşacağımız ise genellikle ilk başvuru anındaki bulguları ile ilişkili olmaktadır. Çeşitli nörolojik ve klinik derecelendirmeler ve tomografide kanın yoğunluğuna göre sınıflandırmalarımız vardır. Anevrizmaya bağlı kanama (ABD istatistiklerine göre) 1000 kişiden 1’inde görülebilir. Hastalar genellikle 30-60 yaş aralığındadır.
Anevrizmalar kanamaya yol açmadan da bir takım rahatsızlıklara neden olabilirler. Özellikle büyük boyutlara ulaştıklarında çevrelerindeki beyin dokusunda veya sinirlere bası uygulayarak yakınmalara neden olabilirler. Bazı büyük anevrizmaların içinde pıhtı gelişebilir ve bu pıhtının damar içinde daha uzak noktalara taşınmasına bağlı felç veya fonksiyon kaybına da yol açabilirler.
 
Tesadüfen saptanan anevrizmalar: “Beynimde saatli bomba mı var?” “Hayır, çok şanslısınız ki bunu saptadık!”

Bazen herhangi bir sebepten dolayı (başağrısı gibi) beyin görüntülemesi yapıldığında (örneğin MR çekildiğinde) aslında hastanın yakınmaları ile hiçbir alakası olmayan bir anevrizma tamamen şans eseri görüntülenebilir. Böylesi bir durumda maalesef ülkemizde bazı meslektaşlarımızın yetersiz veya dikkatsiz açıklamaları sebebiyle hastaların büyük korku ve paniğe kapıldıklarını üzülerek izliyorum. “Beynimde saatli bomba varmış doktor bey” diyenlere hiç de az karşılaşmadım (Bu cümleyi özellikle sevmiyorum ve kullanmaktan kaçınıyorum, kullanan meslektaşlarımı da kınıyorum).
Beyninde tesadüfen anevrizma saptanmış bir hastaya mevcut tıbbi literatür desteğiyle en sağlıklı bilgi verilmeli ve tedavi kararı sürecine hasta ve yakınları da dahil edilmelidir. Henüz hiçbir soruna yol açmadan saptanan bir anevrizma aslında çok şanslı olduğumuz anlamına geliyor.
 
Anevrizma tanısı nasıl konulur?

Serebral Anevrizmalar

Beyin kanaması şüphesi veya nörolojik bulgularla acile başvuran hastalara ilk yapılması gereken tetkik Bilgisayarlı Tomografi’dir (BT). BT, Manyetik Rezonans Görüntüleme’ye (MRG) kıyasla daha yaygındır, acil koşullarda ulaşımı daha kolay ve çok daha kısa süren bir tetkiktir. Bu tetkikle “Subaraknoid kanama” dediğimiz durum rahatlıkla saptabilir. Yanıtlanması gereken diğer sorular ise bu kanamanın nedeni ve şayet anevrizma ise anevrizmanın yerleşimi, özellikleri ve boyutlarıdır. Günümüzde artık çoğu merkezde multidetektör teknolojisine sahip BT cihazları bulunmaktadır ve bu cihazlarla ilk BT incelemesinin hemen ardından, koldaki bir damardan kontrast madde verilerek BT Anjiyo işlemi yapılarak. Beyin damarlarının noninvaziv ayrıntılı bir görüntülemesi anlamına gelen bu yöntemle, çok küçük boyuttaki anevrizmalar dahi saptanabilir. Hatta anevrizmanın 3 boyutlu görüntüsü ortaya konabilir.
Anevrizma, bazen başağrısı gibi başka sebeplerden dolayı MR çektiren hastalarda saptanabilir. Bu duruma büyük ihtimalle hastanın yakınmaları anevrizma ile ilişkili değildir. Tıpkı BT cihazında olduğu gibi MR cihazında da noninvaziv bir şekilde anjiyografi görüntüleri elde edilebilir ve anevrizma daha net ortaya konabilir (ancak BT anjiyografi anevrizma konusunda MR anjiyografiye kıyasla daha üstündür).
Beyin anevrizmalarının görüntülenmesi altın standart hala klasik aniyografidir (DSA).
Serebral DSA ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenler, sitemizdeki ilgili sayfaya buradan ulaşabilirler. Kısaca belirtmek gerekirse DSA incelemesi üst düzey X-ışını cihazları kullanılarak gerçekleştirilir. Çoğunlukla kasıktaki damardan yerleştirilen kateter adı verilen ince plastik borucuklar vasıtasıyla kontrast madde denilen X-ışınında damarların görünür hale gelmesini sağlayan ilaçlar görüntülenmek istenen atardamar sisteminin içine direkt olarak enjekte edilir. BT anjiyografi ve MR anjiyografi yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte serebral DSA (kateter anjiyografi) tetkikine artık daha nadir gereksinim duyulmaktadır. Ama subaraknoid kanaması bulunan hastalarda BT anjiyografi ile anevrizma tespit edilememişse mutlaka serebral DSA planlanmalıdır. Bazı durumlarda tedavi şeklini belirleyebilmek amacıyla da serebral DSA’ya ihtiyaç duyulabilir. Tanısal amaçlı gerçekleştirilen serebral DSA tetkikinden hemen sonra damar içinden (endovasküler) tedavi işlemine geçilebilir. Böylece aynı seansta hem ayrıntılı tanısal görüntüleme hem de tedavi mümkün olabilir.

 Serebral Anevrizmalar

Anevrizma Tedavisi: Hangi Yöntemler Var?

Beyin anevrizmalarının klasik tedavisi cerrahidir. Mikrocerrahi yöntemle “klipleme” denilen ameliyat yöntemi ile beyin cerrahı kafatasının bir kesimini çıkartarak kendisine bir pencere açar. Daha sonra beyin zarlarını açarak anevrizmayı görür ve anevrizma boynuna metalik toka benzeri klip denen cerrahi aleti yerleştirerek anevrizmayı kapatmış olur. Daha nadir olarak uygulanan bypass cerrahisi ise ancak çok büyük anevrizmalarda  atardamarı da feda ederek uygulanan bir işlemdir. Bypass amacıyla çoğu zaman bir toplardamar kapatılan damarın yukarısına bir köprü gibi getirilerek, kan dolaşımının zarar görmemesi amaçlanır.
Endovasküler yöntemler (damar içinden tedaviler) ise cerrahiye kıyasla daha yeni olmakla birlikte 20 yıldır uygulanmaktadır ve hem görüntüleme cihazlarındaki hem de kateter gibi medikal ürünlerdeki gelişme ve yeniliklere paralel olarak uygulama alanı gittikçe genişlemektedir.
 
Endovasküler tedaviler nedir? Nasıl Uygulanır?

Serebral Anevrizmalar

Endovasküler tedaviler kafatası açılmaksızın, çoğunlukla kasıktaki atardamardan girilerek vücudun atardamar sistemi bir nevi doğal yol olarak kullanılarak beyindeki anevrizmaya çeşitli özel kateterler, teller ve mikrokateterler vasıtasıyla ulaşıldıktan sonra uygulanacak her türlü tedaviyi kapsar. Diğer birçok girişimsel radyolojik işlemin aksine genel anestezi uygulanması gerekir. Böyle bir tedavinin güvenle uygulanabilmesi için tecrübeli bir nöroradyolog, nöroanestezyolog ve donanımlı bir yoğun bakım ve kaliteli bir anjiyografi cihazı gereklidir. O nedenle her merkezde güvenle uygulanabilmesi mümkün değildir.
Endovasküler yolla (veya nörogirişimsel) anevrizma tedavisinin en yaygın olan şekli anevrizma içinin “koil” adı verilen oldukça yumuşak ve ince metalik ip şeklindeki malzeme ile doldurulmasıdır. Anevrizmanın özelliklerine göre bu dolgu malzemesi atardamar içine taşmasın diye “balon remodelleme” veya “stent yardımı ile koilleme” yöntemleri artık pek çok anevrizmanın bu yolla tedavisini mümkün kılmıştır.
Serebral Anevrizmalar
Son zamanlarda “akım çevirici” veya “akım yönlendirici” olarak Türkçeleştirebileceğimiz “flow diverter” adı verilen cihazlar da aslında birtakım özel stentlerdir. Bu stentler anevrizmanın doluşunu zaman içinde tamamen engellemek amacıyla tasarlanmıştır. Özellikle fuziform dediğimiz iğ şeklindeki anevrizmalarda veya küçük çıkıntı şeklindeki anevrizmalarda bu yöntem tercih edilmektedir.

 Serebral Anevrizmalar


Endovasküler tedavi sonrası normal yaşama dönüş nasıldır?

Kanamamış anevrizmalarda (özellikle rastlantısal saptanmış), hasta birkaç gün içinde normal yaşama dönebilir. Yoğun bakım veya uzun dönem hastanede yatış gereksizdir.
Ancak “subaraknoid kanama” ile başvuran hastalar bu kadar şanslı olamamaktadır. Bu hastalar büyük ihtimaller yoğun bakım takibine ihtiyaş duymakta ve hastanede kalış süreleri de uzamaktadır. Bunun sebebi ise hem kafa içi basınç artışı gibi kanamanın direk etkileri, hem de vazospazm veya hidrosefali gibi kanamaya bağlı daha sonraki dönemde açığa çıkması muhtemel komplikasyonlardır. Vazospazm, beyin damarlarının kanamaya tepki olarak gösterdikleri büzüşme ve beyinin kanlanmasının bozulması anlamına gelir ve genellikle kanamadan sonraki 3-21. Günlerde izlenebilir. Hidrosefali ise beyin-omurilik sıvısının normal dolaşımı bozulduğundan beyinde olması gerektiğinden fazla sıvı birikmesiyle beyin dokularının basılanması anlamına gelir.

 Serebral Anevrizmalar

Tedavi sonrası takipler?

Anevrizma tedavisi sonrası rutinleşmiş bir takip protokolü mevcut değildir. Bu nedenle hastanın genel durumu ve diğer bulguları, anevrizmanın tedavi yöntemi, olası ek sıkıntılar ve tedavi bulguları göz önüne alınarak her hastaya bir takip çizelgesi belirlenir. Ama genel kabul gören yaklaşım ilk 3 veya 6 ayda mutlaka bir takip görüntülemesinin yapılmasıdır. Takip amacıyla MR anjiyografi düşünülebileceği gibi anevrizmadaki küçük doluşları saptamada kateter anjiyografi (DSA) kadar yetkin bir inceleme değildir.

Girişimsel Nöroradyoloji ile ilgili ayrıntılı bilgiler için Facebook sayfamızı takip edebilirsiniz:

http://www.facebook.com/girisimselnororadyoloji/

Doç. Dr. Başar Sarıkaya'ya sorularınızı aşağıdaki formu doldurarak iletebilirsiniz: